Ana içeriğe atla

TARIMA SON DARBE

TARIM VE GIDA BAKANLIĞI YASA TASARISI
Kemal KURTUL - Ziraat Mühendisi
Hükümet 31 Aralık 2009 günü Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nı reorganize edecek olan "Tarım ve Gıda Bakanlığı Yasa Tasarısı"nı Parlamentoya sundu. Avrupa Birliği isteklerini yerine getirme telaşından olsa gerek çok aceleye getirilmiş, yer yer çeviri kokan tasarı; ülke tarımına son darbeyi vuracak özelliktedir.
Bu tasarı yetki ve kavram kargaşası yaratacak bir yasa tasarısı durumundadır. "Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü" ve "Hayvancılık Genel Müdürlüğü" olarak iki müdürlük varken; bitki ve hayvanlarla ilgili pek çok alan "Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü"ne atfedilmiş. Yine Bitkisel ve hayvansal gıdanın kontrol ve denetiminin yanısıra Tarımsal ilaçlar ve bitki-hayvan hareketleri gibi çok farklı ve geniş alan bir araya getirilmiş durumdadır. Bü müdürlük bu yükü nasıl kaldırır? Tasarıyı hazırlayanlar düşünmemiş, bari biz düşünelim!
Bakanlığın adında köy ve köyü hatırlatacak bir ibareye rastlayamazsınız. Önce "Köy Hizmetleri"ni kapattılar; şimdi de "Köyişleri" adını kaldırıyorlar. Böylece köylü bir ülke olmaktan kurtuluyoruz! Buna "Tarım Bakanlığı"mız da ayak uyduruyor. Daha önceleri "Tarım Ve Hayvancılık Bakanlığı" vardı. Şimdi de Tarım Ve Gıda Bakanlığı"mız olacak! Gözümüz aydın! "Gıda", "Tarım"ın dışında mı diye soran olmadı mı acaba?

"Rekabetçi bir tarım sektörünün oluşması"nı sağlayacak bir yasa olarak sunulan tasarı; küçük üreticileri tasviye eden yüksek girdileri nasıl aşağı çekeceği konusunda nasıl bir planlama yapılacağından sözetmiyor. Dünyanın en pahalı akaryakıtını kullanan üreticilerin bu yükün altından nasıl kalkacağını açıklamıyor. Pamukta kilograma160 cent destek alan ABD'li üreticiyle ülkemizdeki pamuk üreticisinin nasıl rekabet edeceğinden hiç söz edilmiyor.
"Tarım ve Gıda Bakanlığının teşkilat, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları"nı düzenleyecek yasa ile mevcut bakanlığın görev yetki alanında olup da uzun süredir fiili olarak yapılmayan tarımsal yayım, üretim ve denetim gibi alanları özelleştirme ve taşeronlaşmaya açıyor. 3. Madde (8). Fıkrada "Bakanlık, bu Kanunda sayılan hizmetleri daha etkin ve verimli olarak yerine getirmek amacıyla hizmet satın alabilir." deniyor. Bu taşeronlaştırmanın kendisidir. Üreticileri; kâr hırsıyla uluslarası şirketlere veya yerli uzantılarına köle edeceği gibi; mevcut çalışanların da işgüvencesini ellerinden alacaktır. Bunu çıkarılması beklenen kamu personel yasasıyla birlikte düşündüğümüzde kamuda çalışan işçi ve memurların hemen hemen tamamının iş güvencesinden yoksun bırakılabileceği unutulmamalıdır. 4C'ye karşı Tekel işçilerinin Ankara'nın ayazında yürüttükleri mücadele bu açıdan çok önemlidir. Ya kazanacaklar ya da herkes 4C'li olabilecektir.

Tarım Ve Gıda Bakanlığı; ülkemizdeki tarımın sorunlarını sosyal devletin gereği olarak çözmeyi hedeflemek yerine "insandan önce kâr" dürtüsüyle hareket eden uluslararası tohum, ilaç ve gübre tekellerinin yağma ve talanına açan bir bakanlık olarak yeniden şekilleniyor. Ülke ihtiyaçları doğrultusunda üreticilerin korunması ve geliştirilmesi yerine Bakanlık; bir izleme ve koordinasyon merkezi haline getiriliyor.
Bakanlık ticari kıstaslara göre şekilleniyor. 4. Madde'de değinildiği gibi "her kademedeki yöneticileri... performans ölçütlerine ve hizmet kalite standartlarına uygun olarak yürütmek"le sorumludurlar. Performans ölçütlerine ve kalite standartlarına uyulmayan işlere girilmeyecek, personel ise gerekli uyarılardan sonra gereği yapılacaktır. Tarımın ülke için stratejik önemi ve sosyal ihtiyaçların gerektirdiği durumlarda bile performanstan taviz verilmeyecektir!
Bu tasarı yasalaşırsa; "Tarım Ve Gıda Bakanlığıyla" ziraatçilerin bağı kesilecek görünüyor. Hükümet bu tasarıyla kendi kadrosunu oluşturacaktır. Bir Bankacı, bir Avukat "Tarım Uzmanı" olabilecektir! (6. Madde (3). b fıkra a) bendi). Ziraat Mühendisleri de kendilerine başka iş bulurlar gayrı! Zaten pek çoğu sektör dışında çalışıyor.
Tanıdığım bir mobilya ustası “ne kadar usta” olduğunu anlatmak için “Ağaçtan adam yaparım” derdi. Yeni bakanlık ise “ağaçtan” olmasa da hukukçu, siyasalcı, iktisatçı, işletmeci ve idari bilimcilerden “Tarım Uzmanı” yapmaya kararlı görünüyor. Ne diyelim? Kolay gelsin?
Bu durumda ülkemizde Ziraat Fakültelerine ihtiyaç kalır mı? Bunu da Fakültelerimiz değerlendireceklerdir.
Ülkede tarımsal arazilerin tarım dışı kullanılarak tahrip edilmesinin yanısıra emperyalist tekellerin verimli alanlarda edindikleri topraklar önemli bir sorundur. Tasarı toprağın ve su kaynaklarının korunmasını da es geçmiştir.
Yasa küçük üreticilerin birlikler ve kooperatifler yoluyla örgütlenmesinin desteklenmesine gereksinimi varken "... kooperatif, birlik ve diğer üretici örgütlerinin kurulmasına izin vermek; kooperatif, birlik, oda, üretici örgütleri ve bunların iştiraklerini denetlemek, bunların eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olarak sonuçlandırılması için gerekli tedbirleri almak"la yetinmektedir. (Madde 1) d) bendi 3. Fıkra.)

Uluslararası Para Fonu (İMF) ve Dünya Bankası (DB) eliyle yürütülen istikrar ve kemer sıkma proğramlarıyla iyice güçten düşen tarımımız; “Tarım Ve Gıda Bakanlığı Yasa Tasarısı” ile son darbe yi de yiyecektir.
Eğer birleşip karşı koyamazsak! Eğer üreticiler, işçiler ve emekçiler hepimiz TEK-EL olmaz isek!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZEHİRLENİYORUZ

 ZEHİRLENİYORUZ! FRANSA’DA 2018’DE YASAKLANAN ZEHİR: ACETAMİPRİD ÜLKEMİZDE SERBEST İnsan Sağlığı ve Çevre açısından son de verece tehlikeli olan ACETAMİPRİD etken maddeli zehir ülkemizde hemen hemen her üründe kullanılmaktadır. Ülkemizde ŞEKER PANCAR, Antepfıstığı, kiraz, armut şeftali, pamuk, elma, tütün, karpuz, şerbetçiotu, patates gibi pek çok üründe kullanılan bir neonikotinamid olan Acetamiprid, başta yaprak bitleri ve beyaz sinekler olmak üzere pek çok zararlı etmenlere karşı RUHSATLI’dır. Bu pestisid 2018’de Fransa’da yasaklanmış olmasına karşın “Duplomp Yasası”yla yeniden kullanıma izin verilmeye çalışılmış, ancak halkın büyük tepkisiyle ANAYASA KOMİSYONU düzenlemeyi iptal etmiştir. Anayasa Komisyonu bu yasayı çevre yasasına aykırılık bulmuş, “süre, uygulama yöntemleri ve etkilenecek tarım kolları” açısından yeterince çerçevelenmemiş olduğunu belirtmiştir. GELECEK NESİLLER TEHLİKEDE! ACETAMİPRİD memelilerin üremesini bozan bir pestisittir. Döllenmeden sonra yumurtayı ...
  TARIM, YANLIŞ TARIM POLİTİKALARININ KURBANI MI? Ülkemizde tarımda yaşanan çöküş, gerçekten "yanlış Tarım Politikaları"nın bir sonucu mu? Ya da adım adım uygulanan bir çökertme planının bir sonucu mudur? Amerika Birleşik Devletleri tarafından uygulanan Marshall Planı (1948-1951) ve ardından Türkiye'nin NATO'ya girişi (1952) ile başlayan gizli ve açık anlaşma ve uygulamalar ekonomik bağımlılığı arttırırken tarımda da çöküşün fitilini ateşlemiştir. Özellikle Demirel Hükümeti'nin 1980 24  Ocak kararları tarımdaki çöküşün eşiği olduğunu söyleyebiliriz. 24 Ocak 1980 kararları ile İMF’ye; başta hutubat, pamuk, şeker pancarı ve tütünde tarımda desteklemelerin önce azaltılacağı, süreç içinde tamamen kaldırılacağı taahhüdü verilmiştir. Bu kararla tarımda emperyalist ekonomi ile tam entegrasyona yönelik önemli bir aşama katedildi. "NEO LİBERAL" ekonomi politika temel alınarak, ülkemiz tarımının yıkımına giden yol açılmıştır. Süreç, 12 Eylül 1980 darbesiyle devam ...

BİLİMİ HALKLA BULUŞTURAN BİLİM İNSANI: ARŞİMET

Bilime sayısız katkılar sunan Arşimet o dönemde Yunan adası olan Sicilya’nın Sirakuza şehrinde doğmuştur.(MÖ:287) Dönemin bilim insanları Dünya'yı ve Evren'i anlamaya ve onu hesaplamaya çalışıyorlardı Dünya'yı, Ay’ı, Güneş’i ve yıldızları nasıl ölçeceklerdi? Yıldızlar ne kadar uzaktaydılar? Evren’i kim ölçecekti? İskenderiye bilim ocağında yetişmiş Arşimet bu işi üzerine aldı. Çalışmalarına o güne kadar astronomların kafasını yoran sorun olan dünyayı ölçmekle işe başladı. Arşimet,İskenderiye Kütüphanesine sunmasına rağmen kabul görmeyen "Kum Tanelerinin Sayısına Dair’ kitabını Kral Gienon’a sunarak: “Syrakuzai’de ya da Sicilya’daki kumları değil, üzerinde insanın yaşadığı ve yaşamadığı, bütün kıtaları kastediyorum.” diyecektir. Kum taneciğini baz alarak ölçümler yapan Arşimet yıldızların çok uzak olduğunu öğrenmiştir. İskenderiye’de Nil nehrini dizginleyerek tarlaların sulanmasında kullanılan Arşimet Burgusu’nu icad etmiştir. Ve bu icadı uzun sure İspanya...