Ana içeriğe atla

TARIMDAKİ FİYAT OLUŞUMU


TARIMDAKİ FİYAT OLUŞUMU ÜRETİCİYİ YOK EDİYOR
Ekonomide fiyatı arz-talep dengesi belirler denir. Tekel çağında fiyatı tekel belirler.
Arz - talep dengesi dediğiniz denge üreticinin aleyhine işliyor. Türkiye, fındıkta dünya üretiminin yüzde 75'ine sahip olmasına rağmen fındık fiyat politikaları, üretici olmayan Almanya'daki Dünya Fındık Borsası'nda belirleniyor. Yani arz-talep dengesi serbest rekabete dayalı olarak belirlenmiyor. Uluslararası tekeller kendi çıkarları doğrultusunda belirleyip uyguluyor. Bu tekeller hem kendi ürünlerinin fiyatını belirliyor hem de üreticiden alacağı malın (ÜRÜNÜN) fiyatını belirliyor. Yani borsanın belirlediği fiyat tekel fiyatıdır. Üreticinin bu fiyatı belirlenmesinde en ufak bir etkisi yoktur. Ve de talepleri dikkate alınmamaktadır.
Gelelim tarımsal üretimdeki fiyatlara!
Bu alanda fiyatlar tüccar tarafından belirlenir. Bütün tarım ürünlerinde bu böyledir. Ayçiçeği hasat döneminde ayçiçek yağı birden ucuzlayıverir! Neden olduğunu anlayamayız. Bu arada hasaDı yapılan ayçiçeği tüccar alacaktır ve fabrikalara satacağı için de yağın "para etmediği"ni bildiğinden ürünü istediği fiyata üreticiden kapacaktır.
Buğdayda olsun, zeytinde olsun, baklagillerde olsun; istisnasız bütün tarım ürünlerinde durum böyledir.
Ürün üreticinin elinden çıktıktan 1-2 ay sonra fiyatlar yükselir veya normal durumuna çıkar. Üreticide bu durumu bilmektedir. Ancak üretimdeki girdi maliyetleri o derece yüksektir ve ödeme zamanı da ürün hasadına denk getirildiği için ürününü düşük fiyata tüccara satmak zorundadır. Ne stoklayacak yeri ne de bekleyebilecek kadar birikimi vardır.
Ülkemizde üreticiyi koruyacak mekanizmalar olmadığı için de üretici bu durumda üretimi sürdüremez - üretemez hale gelir. Üretimden çekilmek zorunda kalır. Üreticinin üretimden çekilmesiyle "4 milyon hektarlık (Belçika büyüklüğü kadar) arazi ekilmiyor".
Sonuç: Üretemeyen kırsal nüfus şehirlerin yolunu tutar ve şişirilmiş şehirlerimizin kenar semtlerindeki İŞSİZLER ORDUSUndaki yerini alır.
Dünyanın sayılı tarım ülkesi durumdan; tarım ürünü ithalatına geçerek bu ithalat kalemlerine samanı da ekleyen ülke konumuna savrulduk.
Kemal KURTUL - Zir. Müh.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZEHİRLENİYORUZ

 ZEHİRLENİYORUZ! FRANSA’DA 2018’DE YASAKLANAN ZEHİR: ACETAMİPRİD ÜLKEMİZDE SERBEST İnsan Sağlığı ve Çevre açısından son de verece tehlikeli olan ACETAMİPRİD etken maddeli zehir ülkemizde hemen hemen her üründe kullanılmaktadır. Ülkemizde ŞEKER PANCAR, Antepfıstığı, kiraz, armut şeftali, pamuk, elma, tütün, karpuz, şerbetçiotu, patates gibi pek çok üründe kullanılan bir neonikotinamid olan Acetamiprid, başta yaprak bitleri ve beyaz sinekler olmak üzere pek çok zararlı etmenlere karşı RUHSATLI’dır. Bu pestisid 2018’de Fransa’da yasaklanmış olmasına karşın “Duplomp Yasası”yla yeniden kullanıma izin verilmeye çalışılmış, ancak halkın büyük tepkisiyle ANAYASA KOMİSYONU düzenlemeyi iptal etmiştir. Anayasa Komisyonu bu yasayı çevre yasasına aykırılık bulmuş, “süre, uygulama yöntemleri ve etkilenecek tarım kolları” açısından yeterince çerçevelenmemiş olduğunu belirtmiştir. GELECEK NESİLLER TEHLİKEDE! ACETAMİPRİD memelilerin üremesini bozan bir pestisittir. Döllenmeden sonra yumurtayı ...

TARIMA SON DARBE

TARIM VE GIDA BAKANLIĞI YASA TASARISI Kemal KURTUL - Ziraat Mühendisi Hükümet 31 Aralık 2009 günü Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nı reorganize edecek olan "Tarım ve Gıda Bakanlığı Yasa Tasarısı"nı Parlamentoya sundu. Avrupa Birliği isteklerini yerine getirme telaşından olsa gerek çok aceleye getirilmiş, yer yer çeviri kokan tasarı; ülke tarımına son darbeyi vuracak özelliktedir. Bu tasarı yetki ve kavram kargaşası yaratacak bir yasa tasarısı durumundadır. "Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü" ve "Hayvancılık Genel Müdürlüğü" olarak iki müdürlük varken; bitki ve hayvanlarla ilgili pek çok alan "Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü"ne atfedilmiş. Yine Bitkisel ve hayvansal gıdanın kontrol ve denetiminin yanısıra Tarımsal ilaçlar ve bitki-hayvan hareketleri gibi çok farklı ve geniş alan bir araya getirilmiş durumdadır. Bü müdürlük bu yükü nasıl kaldırır? Tasarıyı hazırlayanlar düşünmemiş, bari biz düşünelim! Bakanlığın adında köy ve köyü hatırlatacak b...
  TARIM, YANLIŞ TARIM POLİTİKALARININ KURBANI MI? Ülkemizde tarımda yaşanan çöküş, gerçekten "yanlış Tarım Politikaları"nın bir sonucu mu? Ya da adım adım uygulanan bir çökertme planının bir sonucu mudur? Amerika Birleşik Devletleri tarafından uygulanan Marshall Planı (1948-1951) ve ardından Türkiye'nin NATO'ya girişi (1952) ile başlayan gizli ve açık anlaşma ve uygulamalar ekonomik bağımlılığı arttırırken tarımda da çöküşün fitilini ateşlemiştir. Özellikle Demirel Hükümeti'nin 1980 24  Ocak kararları tarımdaki çöküşün eşiği olduğunu söyleyebiliriz. 24 Ocak 1980 kararları ile İMF’ye; başta hutubat, pamuk, şeker pancarı ve tütünde tarımda desteklemelerin önce azaltılacağı, süreç içinde tamamen kaldırılacağı taahhüdü verilmiştir. Bu kararla tarımda emperyalist ekonomi ile tam entegrasyona yönelik önemli bir aşama katedildi. "NEO LİBERAL" ekonomi politika temel alınarak, ülkemiz tarımının yıkımına giden yol açılmıştır. Süreç, 12 Eylül 1980 darbesiyle devam ...