Ana içeriğe atla

TARIM VE MÜHENDİSLİK

TARIMIN AĞIRLAŞAN SORUNLARI
VE
ZİRAAT MÜHENDİSLERİNİN GÖREVLERİ
Kemal Kurtul
Ziraat Mühendisi

Ülkemizde tarımın sorunları ağırlaşırken, Ziraat Mühendisleri olarak sorumluluklarımız da o derece artmıştır.

Hayatın her alanını daraltarak ilerleyen dünyanın egemen ve soyguncu güçleri tarımda da etkisini giderek arttırmaktadırlar.

Bu durum evrensel ölçekte G.Amerika,Asya ve Afrika'da küçük üretici topraksızlaşarak köleleştiriyor. Ve dünyanın kırsalları sayılan bu alanların Uluslararası tohum, zirai ilaç ve kimyasal gübre tekellerinin denetimine geçmesine yol açmaktadır.

Finans ,otomotiv,çelik ve tekstil devleri Tarım'a büyük yatırım yapmışlardır.Örnek olarak Daewoo, Madagaskar'ın tüm ekilebilir alanlarının yarısını yani 1.3 milyon hektar toprağı 99 yılllığına kiralamıştır.
Benetton,Arjantinîn Patagonya bölgesinde 970 bin hektarlık bir çiftlik kuruyor. Dolar spekülatorü Soros, Morgan Stanley, Rockfeller vb. Çokuluslu Tekeller G.Amerika'da soya,mısır ve muz işleriyle uğraşıyorlar.

Tekeller 21.yy'ı su ve gıda yüzyılı olarak saptayarak kolları sıvamış ve daha önce cahil ve kaba olarak tabir ettikleri tarım işlerine son hızla dalmışlardır.

Gelelim Ülkemizdeki tarımın simdiki durumuna. 2001-2008 arasında tarımda küçük üreticilerin tasfiyesi hızlandı.Ülkemiz üreticilerinin %65'ini oluşturan 0-50 da toprağın olan üreticilerin yarısı topraklarını satarak veya terkederek üretim dışına itilmiştir.En küçük üretici yok olurken 500 da ve üzeri toprağı olan büyük üreticiler ise %1'den %6' ya çıkmış bulunuyor.Tarımın istihkamdaki payı %15 azalmış.1998'de GSMH'daki %17 olan payı 2008'de %9'a gerilemiştir.

Hayvan sayısı olarak küçülme devam ediyor. 30 yıl öncesine kadar canlı hayvan ihracatçısı olan ülkemiz şimdilerde kırmızı et açığını kapatmak için ithalata devam ediyor.

6 Mart 1994'te imzalanan gümrük birliğiyle AB'nin denetimi ve yaptırımlarına bağlanan tarımımız kendine yeterli olmaktan çıkarak; tarım ve buna bağlı sanayimiz özelleştirme adıyla yapılan peşkeşlerle yokedildi. Bu süreç hala da devam etmektedir.

EBK'na bağlı ve Doğu ve Güney D.'daki 27 et kombinesi kapatıldı. Sümerbank, Tekel içki-sigara fabrikaları satılarak kapatılıyor veya yüksek rant getirisi nedeniyle amaç dışına çıkartılıyor. Şu an içinde genel kurulumuzu yaptığımız Tarım İl Müdürlüğümüz de bu anlamda özelleştirme tehdidi altındadır.


Ülkemizi yöneten hükümetler tarımın sorunlarıyla ilgileniyorlar.Bu ilgi tütün,pamuk gibi ürünlerin ekimini neredeyse bitirme noktasına getirdi.Şimdilerde şeker pancarı ve şeker fabrikaları gündemde.'' Durmak yok. Tarımda yıkıma devam!''

Tarımımız tekellerin insafına terkedilmiş durumda! GDO' ların yıkıcı etkisine karşı biyogüvenlik yasasının 11 yılı aşkın süredir çıkarılmamış / çıkarılamamış olması bir utanç vericidir (yüzkarasıdır). Tarım Bakanlığı “GDO Yönetmeliği” yayımlıyor. 1 ay bile geçmeden 2 değişiklik ve 11 ve 20 maddelerinin yürürlüğünün durdurulduğu delik deşik bir yönetmelik. Şimdi GDO'ya karşı gümrükler engelsiz durumdadır. GDO tahlili bekleyen gemiler beyana dayanarak yüklerini boşaltıp gittiler bile! 7-8 yılda 20 milyon ton GDO'lu soya ve mısırın ülkemize girdiğinden söz ediyoruz. Bunlar yem ve gıda olarak sofralarımıza kadar geliyor.

Bütün bunlara karşı GDO'lu ürünlerin ülkemize girişini yasaklayacak bir “Biyogüvenlik Yasası'' nın hemen çıkarılması gerektiriyor; hem de GDO tehlikesini önleyecek bir yasa olarak...
***
İstihdamı azalan,GSMH'daki payı gerileyen,küçük üreticileri tasfiye edilen tarımın bu durumda olması biz tarım mühendislerinin de bin bir sorunla karşı karşıya olduğumuzun resmidir.
Daralan tarım,bizleri de daraltıyor. Bir zamanlar 40 bin köyden sözedilirdi. ''Her köye bir ziraat mühendisi'' denilirdi. Kulağa hoş geliyor. Sanırım işsiz Ziraat Mühendislerinin sayısı da o kadardır. Nerede o köyler?

AB sürecinde tarımın tasfiyesi pek çok ülkede üretici direnişlerine sahne oldu-oluyor. Avrupalı üretici örgütlülüğünü ve mücadele geleneğini sürdürüyor. AB'de haftalarca süren SÜT GREVİ bunun göstermektedir. Çünkü yıkıma karşı koymak örgütlülük ve direniş gerektirir.
Mesleğimizde taşeronlaştırma önemli bir sorundur. Bu uygulama emekçilerin dayanışma ruhuna bir saldırıdır. Tarım il ve ilçe müdürlüklerinin özelleştirilmesi gündemde... Tarım danışmanlığı ve Tarım ilaçlarının reçeteli satışı ve Zirai ilaç bayiliği çözüm bekleyen sorunlar olarak duruyor.
Tarımdaki yıkım yakın gelecekte ülkemizde sosyal patlamaları besleyen temel dinamik olabilir. Bizi yönetenlerin bunu bilmemeleri mümkün değil. Ancak bizler meslek odası olarak işsizlik, özelleştirme-taşeronlaştırma, GDO, tarım arazilerinin tahribi-satışı, tarımın tekelleşmeye karşı korunması, gerçek bir toprak reformu, taban fiyat ve destekleme ve tüm tarımı ilgilendiren konularda daha etkin davranmak zorundayız. Bunu başta sendikalar olmak üzere; üretici ve diğer demokratik kitle örgütleriyle dayanışmamızı arttırarak yerine getirebilriz.
Yalnız kalın ama dayanışmasız kalmayın!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TARIMA SON DARBE

TARIM VE GIDA BAKANLIĞI YASA TASARISI Kemal KURTUL - Ziraat Mühendisi Hükümet 31 Aralık 2009 günü Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nı reorganize edecek olan "Tarım ve Gıda Bakanlığı Yasa Tasarısı"nı Parlamentoya sundu. Avrupa Birliği isteklerini yerine getirme telaşından olsa gerek çok aceleye getirilmiş, yer yer çeviri kokan tasarı; ülke tarımına son darbeyi vuracak özelliktedir. Bu tasarı yetki ve kavram kargaşası yaratacak bir yasa tasarısı durumundadır. "Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü" ve "Hayvancılık Genel Müdürlüğü" olarak iki müdürlük varken; bitki ve hayvanlarla ilgili pek çok alan "Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü"ne atfedilmiş. Yine Bitkisel ve hayvansal gıdanın kontrol ve denetiminin yanısıra Tarımsal ilaçlar ve bitki-hayvan hareketleri gibi çok farklı ve geniş alan bir araya getirilmiş durumdadır. Bü müdürlük bu yükü nasıl kaldırır? Tasarıyı hazırlayanlar düşünmemiş, bari biz düşünelim! Bakanlığın adında köy ve köyü hatırlatacak b...

SINIFIN PENCERESİ

ÜMRANİYE SİTEYOLU BİR İŞÇİ CEHENNEMİ Tekstil ve oto sanayinin yan yana olduğu bir iş alanıdır. Sanayi sitesi 1990’ların başlarında faaliyete başladı. Oto Sanayi Oto sanayisi hakkında çok fazla bir bilgimiz olmamasına karşın duyduğumuz ve gördüğümüz kadarıyla emeğin barbarca sömürüldüğü, hiçbir sosyal güvencenin olmadığı iş kazalarının sık yaşandığı yüzlerce işçinin çalıştığı bir işçi havzasıdır. Tekstil Sanayi Binlerce işçinin çalıştığı emek gaspının en vahşice yaşandığı bir sitedir. Türkiye de yaşanan çeşitli krizleri bahane ederek ( 1994 ve 2001 ) pek çok patron ya iflas gösterip işçilerin maaşlarını ve tazminatlarını ödemeden kaçıp aynı fabrikayı başka bir yerde daha ucuz iş gücü ile üretime kaldıkları yerden devam ettiler. Kalanlar ise oradan taşınıp giden fabrikaları örnek göstererek : ‘bakın bunlar iflas etti ben ise maaşlarınızı zar zor ediyorum sıfır kar ile çalışıyorum sırf sizin zor durumda kalmamanız için’ diyerek maaşlara zam yapmayıp aksine maaşları ind...

AB VE ÜLKE TARIMI

AB VE ÜLKE TARIMINDAKİ YIKIM Kemal KURTUL- Ziraat Mühendisi 50 Yılı aşan AB macerası sürüyor. Şimdilerde hükümetin Avrupa Birliğine ülke tarımını kabul ettirme ya da onların isteklerine uydurma çabaları sürüyor. 73 milyonluk genç nüfusa sahip olan ülkemiz AB için önemli bir pazar konumundadır. AB'nin ülkemize ve tarımına bakışı bu çerçevededir. Bir zamanlar tarım ülkesiydik. Bu durum övünç kaynağımızdı. Kendi kendimize yeten 7 ülkeden biriydik. Diğer 6 ülkeyi hiç öğrenemedik! Ya şimdi... Bitkisel üretimimiz ise Pamuk, Tütün, Şekerpancarı gibi sanayiye hammadde olan önemli kalemlerin dikkate değer bir şekilde üretiminin azaldığı veya üretiminden vazgeçildiği görülmektedir. Ülkemizde tarım yapılabilir alanı 28.5 milyon hektardır. Bunun 8,5 milyon Ha alanı sulanabilir durumdadır ama ancak 5 milyon hektarı sulanmaktadır. Orman alanımız ise 21.188.747 Hektardır. (Ülke genelinin % 27,2 ' si, 2004). 2004 yılında: Normal (Verimli) orman alanımız 10.621.221 Hektar tespit edilmiştir. B...